ÇevreSağlıkSürdürülebilirlikTeknoloji

Çöpü Toplamak Yetiyor mu? Vahşi Depolamadan Düzenli Depolamaya Türkiye’nin Atık Yolculuğu

Çağla KÜRKÇÜ27 Ağustos 20267 dk okuma
Çöpü Toplamak Yetiyor mu? Vahşi Depolamadan Düzenli Depolamaya Türkiye’nin Atık Yolculuğu

Her gün evimizden çıkan bir çöp poşetinin hikâyesi aslında çöp kutusuna attığımız anda bitmiyor. Atık toplama aracıyla başlayan yolculuk; geri kazanım tesisi, kompost tesisi, yakma tesisi veya düzenli depolama sahasına kadar devam ediyor. Peki bu atıkların geçmişte önemli bir bölümünün bırakıldığı açık alanlarda neler oluyordu ve bugün “düzenli depolama” olarak adlandırdığımız sistem neden farklı?

Türkiye’nin atık yönetiminde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Ancak bu dönüşümü anlamak için önce iki kavram arasındaki farkı bilmek gerekiyor: vahşi depolama ve düzenli depolama.

Vahşi Depolama: Atığın Kontrolsüz Sonu

Vahşi depolama, atıkların çevresel etkileri kontrol edilmeden açık alanlara veya uygun olmayan sahalara bırakılması anlamına geliyor. Atıkların toprağa serilmesi, üzerlerinin sistematik olarak örtülmemesi, oluşan sızıntı suyunun toplanmaması ve depolama gazının kontrol edilmemesi bu yöntemin temel sorunları arasında.

İlk bakışta basit bir çözüm gibi görünse de atıkların kontrolsüz şekilde biriktirilmesi zaman içerisinde ciddi çevresel riskler oluşturabiliyor. Yağışla birlikte atıkların içerisindeki kirleticiler çözünerek sızıntı suyu oluşturabiliyor ve herhangi bir toplama sistemi bulunmadığında bu kirleticiler toprağa ve yeraltı sularına ulaşabiliyor. Organik maddelerin oksijensiz koşullarda parçalanması sonucunda ise başta metan olmak üzere depo gazları meydana geliyor.

Bunun yanında açıkta bırakılan atıklar koku oluşumuna, haşere ve kemirgenlerin çoğalmasına, yangın riskine ve hava kirliliğine de neden olabiliyor. Dolayısıyla vahşi depolama aslında atığın ortadan kaldırılması değil, atığın çevreyle kontrolsüz şekilde temas etmesi anlamına geliyor.

Türkiye’de geçmişte kullanılan bu tür sahaların kapatılması ve rehabilite edilmesi, atık yönetiminin dönüşümündeki önemli adımlardan biri oldu. Örneğin Tekirdağ’da 1985–2008 yılları arasında kullanılan eski bir vahşi depolama sahası rehabilite edilerek kullanımdan kaldırıldı.

Peki Düzenli Depolama Neyi Değiştiriyor?

Düzenli depolama, atıkların çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesini sağlamak amacıyla mühendislik esaslarına göre tasarlanmış ve işletilen tesislerde depolanmasıdır.

Buradaki en önemli fark, atığın yalnızca bir alana bırakılmaması; kontrol edilmesi, izlenmesi ve oluşabilecek çevresel etkilerin yönetilmesi.

Bir düzenli depolama tesisinde tabanın geçirimsizliği sağlanarak sızıntı suyunun toprağa ve yeraltı suyuna ulaşması önlenmeye çalışılır. Atıkların belirli hücrelerde depolanması, sıkıştırılması ve üzerlerinin örtülmesiyle hem arazi kullanımı daha kontrollü hale getirilir hem de koku, haşere ve yangın gibi riskler azaltılır.

Depolama sırasında oluşan metan ve diğer gazlar da toplama sistemleri aracılığıyla kontrol edilebilir. Uygun tesislerde bu gazın enerji üretiminde kullanılması da mümkün. Böylece depolama sahasında oluşan bir çevresel yan ürün, kısmen enerji kaynağına dönüştürülebiliyor.

En kritik noktalardan biri ise sızıntı suyunun yönetimi. Atıkların içerisinden süzülen ve organik maddeler, azot bileşikleri, çözünmüş maddeler ve çeşitli kirleticiler içerebilen bu suyun toplanması ve uygun şekilde arıtılması gerekiyor.

İki Sistem Arasındaki Fark Ne?

Tablo 1: Vahşi ve Düzenli Depolama Karşılaştırması

Özellik

Vahşi depolama

Düzenli depolama

Atıkların yerleştirilmesi

Kontrolsüz

Mühendislik esaslarına göre

Taban geçirimsizliği

Genellikle yok

Tasarlanmış sistemler bulunur

Sızıntı suyu

Kontrolsüz

Toplanır ve arıtılır

Depolama gazı

Kontrolsüz

Toplanabilir ve yönetilebilir

Atık örtüsü

Genellikle uygulanmaz

Düzenli olarak uygulanır

Koku ve haşere kontrolü

Sınırlı/yok

Sistematik olarak yapılır

Yeraltı suyu riski

Yüksek

İzleme ve koruma sistemleriyle azaltılır

Yangın riski

Yüksek

Yönetim ve izleme ile azaltılır

Çevresel izleme

Yetersiz

Düzenli izleme yapılır

Bu nedenle iki sistem arasındaki temel fark aslında “çöpün nereye konulduğu” değil, depolama sürecinin ne kadar kontrol altında olduğudur.

Türkiye’de Atık Yönetimi Nereye Geldi?

Türkiye’nin atık yönetimindeki dönüşümünü sayılar üzerinden görmek mümkün. TÜİK’in 2024 Atık İstatistikleri'ne göre belediyelerden, sanayiden, maden işletmelerinden ve diğer kaynaklardan elde edilen veriler kapsamında atık yönetimi faaliyetleri izleniyor. 2024 yılında atık bertaraf ve geri kazanım tesislerinde toplam 195 milyon ton atık işlendi. Bunun 139 milyon tonu bertaraf edilirken, 56 milyon tonu geri kazanıldı.

Bertaraf yöntemleri içerisinde düzenli depolama açık ara öne çıkıyor: 138 milyon ton atık düzenli depolama tesislerinde, yaklaşık 448 bin ton atık ise yakma tesislerinde bertaraf edildi.

Bu rakam bize önemli bir şey söylüyor: Türkiye’de düzenli depolama hâlâ atık yönetim sisteminin en önemli bertaraf yöntemlerinden biri.

Ancak burada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor. Düzenli depolama ile vahşi depolama aynı şey değil; fakat düzenli depolama da döngüsel ekonominin nihai hedefi değil.

“Düzenli” Olması Yeterli mi?

Düzenli depolama, vahşi depolamaya kıyasla çevresel riskleri önemli ölçüde kontrol altına alan mühendislik temelli bir sistem. Ancak atığın düzenli şekilde depolanması, atığın kaynak olarak tamamen kaybedilmediği anlamına gelmiyor.

Bir ambalajı geri dönüştürmek yerine düzenli depolama sahasına göndermek, o ambalajın içerisinde bulunan malzemenin ekonomik döngüden çıkması anlamına gelebiliyor. Benzer şekilde organik atıkların kompostlaştırılması veya biyogaz üretiminde değerlendirilmesi mümkünken doğrudan depolamaya gönderilmesi, bu potansiyelin kullanılmaması anlamına geliyor.

Bu nedenle modern atık yönetiminde temel yaklaşım “önce önle, sonra yeniden kullan, geri dönüştür ve geri kazan; en son bertaraf et” anlayışına dayanıyor. Türkiye’nin Sıfır Atık yaklaşımı da atığın önlenmesi, azaltılması, yeniden kullanılması ve geri dönüştürülmesini temel alıyor.

Eski Vahşi Depolama Sahaları Ne Oluyor?

Atık yönetimindeki dönüşüm yalnızca yeni düzenli depolama tesislerinin kurulmasından ibaret değil. Daha önce kullanılan düzensiz depolama sahalarının da güvenli hale getirilmesi gerekiyor.

Bu süreç genellikle sahanın kapatılması, yüzeyinin uygun şekilde düzenlenmesi, yağmur suyunun kontrol edilmesi, oluşabilecek depo gazlarının yönetilmesi, sızıntı suyunun kontrol altına alınması ve çevresel izleme gibi aşamaları içeriyor.

Çünkü yıllarca atık kabul etmiş bir alan, atık kabulü durdurulduğu anda çevresel etkilerini tamamen kaybetmiyor. Sahadaki organik maddelerin parçalanması devam ediyor ve sızıntı suyu ile depo gazı oluşumu yıllar boyunca sürebiliyor.

Bu nedenle eski vahşi depolama alanlarının rehabilitasyonu, yeni tesislerin kurulması kadar önemli bir aşama.

Asıl Hedef: Daha Az Depolama

Atık yönetimindeki dönüşümün nihai hedefi aslında “daha iyi çöplükler” kurmak değil, çöplüklere giden atık miktarını azaltmak.

Düzenli depolama, kontrolsüz depolamaya göre çok daha güvenli ve çevresel etkileri yönetilebilir bir yöntem. Fakat uzun vadede atığın kaynağında azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi ve organik içeriğin biyolojik süreçlerle değerlendirilmesi daha üst basamaklarda yer alıyor.

Başka bir ifadeyle atık yönetimindeki dönüşümü şöyle özetleyebiliriz:

Vahşi depolama → Düzenli depolama → Geri kazanım → Döngüsel kaynak yönetimi

Bugün için düzenli depolama önemli bir çevre mühendisliği çözümü. Ancak yarının hedefi, düzenli depolama tesislerini daha iyi işletmekten çok, bu tesislere ihtiyaç duyulan atık miktarını azaltmak olmalı.

YÖNTEK NOTU:

Bir atığın “çöpe gitmesi”, onun hikâyesinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Vahşi depolamadan düzenli depolamaya geçiş, çevresel risklerin kontrol altına alınması açısından önemli bir mühendislik kazanımı. Ancak gerçek anlamda sürdürülebilir bir atık yönetimi için bir sonraki adım, atığın depolama sahasına ulaşmadan önce kaynak olarak değerlendirilmesi.

SİZE SORUYORUZ:

Sizce Türkiye’de atık yönetiminin önceliği ne olmalı?

Daha fazla geri dönüşüm mü, daha az atık üretimi mi, yoksa düzenli depolama altyapısının güçlendirilmesi mi?

Çöpü Toplamak Yetiyor mu? Vahşi Depolamadan Düzenli Depolamaya Türkiye’nin Atık Yolculuğu | YÖNTEK