TeknolojiSürdürülebilirlikİklimÇevre

Türkiye'de Geri Dönüşümde Yeni Dönem: DOA İade Makineleri Hayatımıza Giriyor

Çağla KÜRKÇÜ21 Temmuz 20263 dk okuma
Türkiye'de Geri Dönüşümde Yeni Dönem: DOA İade Makineleri Hayatımıza Giriyor

Marketten aldığınız suyu içtikten sonra boş şişeyi ne yapıyorsunuz? Büyük ihtimalle geri dönüşüm kutusuna atıyor ya da diğer atıklarla birlikte çöpe bırakıyorsunuz. Peki ya aynı şişe, sizin için yalnızca bir atık değil de ekonomik değeri olan bir kaynak olsaydı?

Aslında dünyanın birçok ülkesi bu sorunun cevabını yıllar önce verdi. Almanya'da marketten alınan içecek ambalajlarını iade etmek günlük hayatın sıradan bir parçası hâline geleli yirmi yılı aşkın zaman oldu. Norveç'te plastik şişelerin büyük çoğunluğu tüketildikten sonra yeniden sisteme kazandırılıyor. Finlandiya'da ise depozito sistemi sayesinde geri toplama oranları dünya çapında örnek gösteriliyor.

Türkiye ise şimdi benzer bir dönüşümün eşiğinde.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Depozito Yönetim Sistemi (DYS) kapsamında, Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması 1 Temmuz 2026 itibarıyla 81 il ve 973 ilçede hayata geçirildi. Böylece plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının geri kazanımında yeni bir dönemin kapıları aralandı.

Peki DOA sistemi nasıl çalışıyor?

Sistem oldukça basit ancak etkisi büyük bir mantığa dayanıyor. Üzerinde DOA logosu bulunan içecek ambalajları tüketildikten sonra çöpe atılmak yerine depozito iade makinelerine veya yetkili teslim noktalarına bırakılıyor. Makine, ambalajın barkodunu doğruladıktan sonra ürünü kabul ediyor ve belirlenen depozito bedelini kullanıcının dijital cüzdanına aktarıyor. Daha sonra bu ambalajlar türlerine göre ayrıştırılarak geri dönüşüm tesislerine gönderiliyor ve yeniden üretim sürecine kazandırılıyor.

Türkiye genelindeki uygulamada uygun ambalajlar için 1 TL depozito bedeli belirlenmiş durumda. Böylece geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk olmaktan çıkıyor; aynı zamanda ekonomik olarak da teşvik edilen bir davranış hâline geliyor.

Ancak bu sistem yalnızca birkaç makinenin marketlere yerleştirilmesinden ibaret değil. Asıl amaç, yıllardır benimsediğimiz "al, kullan, at" anlayışını "al, kullan, iade et ve yeniden değerlendir" modeline dönüştürmek.

Dünyanın gerisinde mi kaldık?

Belki de asıl soru bu.

Depozito yönetim sistemleri Avrupa'nın birçok ülkesinde uzun yıllardır uygulanıyor. Almanya, 2003 yılında yürürlüğe giren sistemiyle bugün birçok ambalaj türünde %98'e varan geri toplama oranlarına ulaşmış durumda. Norveç'te plastik şişelerin geri dönüşüm oranı %90'ın üzerine çıkarken, Finlandiya'da depozito uygulaması günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak görülüyor.

Peki Türkiye neden şimdi?

Bu soruya verilecek en doğru cevap belki de şu olabilir: Geç kalınmış olsa bile doğru atılan her çevre adımı, hiç atılmamış bir adımdan daha değerlidir.

Önemli olan yalnızca sistemi kurmak değil; onu toplumun günlük yaşamının doğal bir parçası hâline getirebilmek.

Neden bu kadar önemli?

Türkiye'de her yıl milyarlarca plastik, cam ve metal içecek ambalajı piyasaya sürülüyor. Bu ambalajların önemli bir bölümü geri dönüşüm sistemine ulaşamadan düzenli depolama sahalarına gidiyor ya da doğaya karışıyor.

Oysa plastik şişeler doğada yüzlerce yıl boyunca varlığını sürdürebiliyor. Cam ve alüminyum ise defalarca geri dönüştürülebilecek malzemeler olmasına rağmen yeterince toplanamadığında hem doğal kaynaklar hem de enerji boşa harcanmış oluyor.

İşte depozito sistemi tam da bu noktada devreye giriyor.

Çünkü bu sistem, boş bir şişeye bakış açımızı değiştiriyor. Artık o şişe yalnızca tüketilmiş bir ürün değil; yeniden ekonomiye kazandırılabilecek değerli bir ham madde olarak görülüyor. Döngüsel ekonominin temel mantığı da tam olarak bu anlayış üzerine kuruluyor.

Geri dönüşümün ötesinde bir dönüşüm

Depozito sistemi çoğu zaman yalnızca geri dönüşüm uygulaması olarak değerlendiriliyor. Oysa etkisi bunun çok ötesine uzanıyor.

Daha temiz toplanan ambalajlar sayesinde geri dönüştürülen malzemelerin kalitesi artıyor, yeni ham madde ihtiyacı azalıyor ve üretim süreçlerinde enerji tasarrufu sağlanıyor. Bunun yanında sokaklara, parklara, ormanlara ve su kaynaklarına bırakılan ambalaj atıklarının azalması; görüntü kirliliğinin önlenmesinden mikroplastik oluşumunun azaltılmasına kadar birçok çevresel fayda sağlıyor.

Belki de en önemli kazanım ise toplumsal alışkanlıkların değişmesi olacak.

Çünkü dünyanın birçok ülkesinde insanlar boş şişeyi çöpe atmayı değil, iade etmeyi düşünüyor. Türkiye'de de benzer bir alışkanlığın oluşması, yalnızca geri dönüşüm oranlarını değil, çevreye bakış açımızı da değiştirebilir.

Başarı yalnızca teknolojiyle mümkün değil

En gelişmiş iade makineleri bile vatandaşlar tarafından kullanılmadığı sürece beklenen etkiyi oluşturamaz.

DOA sisteminin başarısı; üreticilerin sisteme uyum sağlamasına, marketlerin etkin şekilde sürece dâhil olmasına, geri dönüşüm altyapısının sorunsuz işlemesine ve en önemlisi vatandaşların bu sistemi günlük yaşamlarının doğal bir parçası hâline getirmesine bağlı olacak.

Belki de bundan birkaç yıl sonra elimizdeki boş bir şişeyi çöpe atmak yerine iade makinesine götürmek, bugün market poşeti taşımak kadar sıradan bir davranış hâline gelecek.

YÖNTEK NOTU:

Depozito Yönetim Sistemi, Türkiye'nin Sıfır Atık vizyonu ve döngüsel ekonomi hedefleri doğrultusunda atılmış önemli adımlardan biri. Dünyadaki başarılı örnekler, bu modelin doğru uygulandığında geri dönüşüm oranlarını önemli ölçüde artırabildiğini gösteriyor. Türkiye için asıl başarı ise yalnızca makinelerin kurulması değil; toplumun atığa bakış açısını değiştirebilmek olacak. Çünkü sürdürülebilirlik, çoğu zaman büyük projelerden önce küçük alışkanlıklarla başlar.

SİZE SORUYORUZ:

Sizce depozito sistemi Türkiye'de gerçekten alışkanlık hâline gelebilecek mi, yoksa yalnızca belirli bir kesim tarafından mı kullanılacak?

Türkiye'de Geri Dönüşümde Yeni Dönem: DOA İade Makineleri Hayatımıza Giriyor | YÖNTEK